Mehmetcabar.com

blgcm-com-mehmetcabarcom

 

 

Merhaba güzel insan,

Ben Mehmet CABAR. Kendime göre sıradan bir kişiyim ama size göre farklı biri olabilirim. Doğduğum zaman beni biraz üşütmüşler galiba, bu yüzden soğuğu hiç sevmem. Ama cana yakınımdır. Kişiye özel bir Mehmet var bende. Açıkçası beni tanımak istersen, biraz farklı bakman gerek bana.

mehmetcabar
Şu yanda gördüğünüz, pek karizma dışı duran kişi benim. O resimde, yüksekte hızla seyahat etmekteydim ve rüzgarın güzelliğini hissettiğim nadir anlardan biriydi. Belki acaba nasıl biri diye düşünebilirsiniz benim hakkımda. Okumak için kitap okumam ama okumaya başlayınca 2-3 kitap bitirebilirim. Hatta okumakta olduğum Masumiyet Müzesi kitabını 5 aydır halen bitiremedim. Belki mesaj atarak bitirip bitiremediğimi sorabilirsiniz. Ayrıca size bir sır vereyim mi: ben kitapları sesli okurum. Gösteriş meraklısı değilim ama görselliğe müthiş önem veririm. Gözümün doyması kafidir hayatta. Mükemmeliyetçi yapımı da kaybetmeye çalışıyorum.

1990 Manisa doğumluyum. Akrep burcu olduğumu biliyorum ve dünyaya bir daha gelsem, akrep olarak gelmeyi isterim. Tabi akrepliğimi daha önceleri yaşamak isterdim. Deniz kokan bir şehirde doğmak nasip olmadı bana. Pek çok şansı bu yüzden kaçırdığımı düşünürüm. Aramızda kalsın, öyle zaten. Çok yaramaz değildim ama sevmediğim pek çok davranışım vardı. Basit bir çocukluk geçirdim ancak kafamın yarılmasını engelleyemedim^_^

Lise yıllarına kadar ki yaşantım da unutamadığım 4 olay oldu. Birincisi beden eğitimi hocamın kızın elini tutmadığım için beni kulağımdan çekmesi, ikincisi hocamın günah keçisi olarak beni seçip elime hızla çıta vurması, üçüncüsü bisiklet ile 39,7 derece yokuşta inerken frenlerimin kopması sonucu düşündüğüm geçmişim ve son olarak bir kızın gelip bana tokat atması. Ama hata bende değil. Kıza yanlış bilgi vermişler. 🙂

Lisede son sınıfı hiç unutamıyorum. Okulumu değiştirip Manisa’nın önde gelen okuluna geçiş yaptım ve burada değişik bir yaşam geçirdim. Mesela “Sen bayağı kilo almışsın” lafını burada öğrendim.:) Aslında akrepliğimi burada keşfettim. Çok şey de duydum burada, çok…

Üniversite. Denizli dediler, bölümün adını ilk defa duymuştum. Anlayacağınız balıklama daldım hayata. Dile kolay 5 sene. Postmodern bir darbe yapıp şu anki halime kadar şekillenerek geldim. Şu an Pamukkale Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü‘nden mezunum. Mahalledeki “onun oğlu bu, bunun oğlu şu olmuş” diye çene çalan teyzelere, ben mühendis oldum artık demek için 5 sene okudum işte. Harbiden yaptım bunu. Gittim, gelene geçene anlattım.

Sonra askerlik dediler. İşe girmeden git dediler. Gittim. Tekirdağ’da 6 ay misafir edelim seni dediler hay hay dedim. Ancak Türkiye’nin en son sürgün yerine gittiğimi bilmiyordum, onu geçtim de, Türkiye’nin en soğuk yerine gitmişim haberim yok. Tekirdağ’ın Saray ilçesine. Dondum. Üşümeyi sevmeyen birine çok zor geldi orası. Aşırı dondum. Gece 3’de eksi derecede nöbet tuttuk. Uyumadık. Bir sürü denetleme geçirdik. Ezmeye çalıştılar. Direndim. Göze battım ama çok şükür Rabbim yardımcı oldu ve kimse bana birşey yapamadı. Hakkımı yedirtmedim, başkasınınkini de yedirtmemeye çalıştım.

Sonra geldik. İş arayışı. Hayat işleri. Blog işleri. Mutluluk işleri. Devam edip gidiyor. Biri bana Mutluluk Satıcısı dedi, aldı başını gitti o da. Hayatta hep birilerini mutlu etmeye çalışır oldum. Ama yetemedim, daha büyüğüne baş koydun. Onu yapmak istiyorum. Bir yandan bir yerde çalışıp bir yandan insanları – ki özellikle mutsuz kadınları, mutlu etme uğraşındayım.

Bana göre kısa, başkasına göre uzun bir süre sonrasında mükemmel bir iş buldum. Harika bir yerde, harika şartlarda, harika insanlar arasında mutlu bir işim oldu. Hayatın maddi ve stresli kısmı; bir bakıma bana torpil geçti ve güzellik yaptı. O iş yerinde sonsuza kadar var olmak istiyorum nasipse 🙂

Evlilik lafı çokça dolanır oldu yakınlarımın ağzına. Bir kadınım olacak, kucağına çocuk verip akşamları evimizde oturmamız hayal edildi hep ama bu evlilik bana göre değildi. Başka birşeye ihtiyacım var benim.

İki şeye çabuk kapılırım. Birinin beni sahiplenmesine ve birinin beni heyecanlandırmasına. Bunları başarabilene, o an köle olabilirim.

Velhasıl dostlar, işte böyle. Benim adım Mehmet. Bir de seni tanımak isterim açıkçası. Küçük mail atabilirsin bana mesela. Blogumu beğendin mi, bir konuda yazmamı mı istedin, selam mı vermek istedin yada herhangi bir şey. Yaz bana. Tanışalım. Bana güç ver.

 

 

 

Bu güzel bloga ulaşmak için hemen TIKLAYIN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir